Marka değerleri, çoğu şirkette güzel sözlerden oluşan bir liste olarak duvarda asılı kalır: dürüstlük, kalite, müşteri odaklılık. Oysa gerçek marka değerleri süs değildir; markanın zor bir kararla karşılaştığında neyi seçeceğini belirleyen ilkelerdir. İşe yaramayan değer, herkesin söyleyebileceği ve kimseyi bağlamayan değerdir. Bu yazıda marka değerlerini duvar süsü olmaktan çıkarıp, markanın davranışına gerçekten yön veren bir pusulaya dönüştürmenin yollarını ele alıyoruz.
Değer, karar demektir
Bir değerin gerçek olup olmadığını anlamanın en basit yolu şudur: o değer bir kararı değiştiriyor mu? Eğer bir ilke hiçbir durumda hiçbir seçimi etkilemiyorsa, o aslında bir değer değil, hoş bir cümledir. Gerçek değerler, markanın bazı şeyleri reddetmesini gerektirir.
Bu yüzden değerleri belirlerken kritik soru, neyi savunduğumuz kadar neyden vazgeçtiğimizdir. Hız değerini gerçekten benimseyen bir marka, bazen mükemmeliyetten ödün verir; titizliği önceleyen bir marka ise hızdan. Hiçbir maliyeti olmayan bir değer, çoğu zaman gerçek bir değer değildir.
Gerçek değer, en az bir kararı değiştiren ve bir maliyeti olan ilkedir.
Genel sözlerden kaçınmak
Marka değerlerinin en büyük tuzağı, herkesin söylediği genel ifadelerdir. Kalite, güven ve müşteri memnuniyeti gibi sözler doğrudur ama hiçbir markayı ötekinden ayırmaz. Çünkü hiçbir marka kalitesizliği ya da güvensizliği savunmaz. Bu tür değerler, söylenmese de varsayılır.
Gerçek değer, markaya özgü ve biraz da tartışmalı olandır. Markayı diğerlerinden ayıran, belki herkesin katılmadığı ama markanın inandığı bir duruşu yansıtır. Değerleri belirlerken birkaç soru, genel sözlerden sıyrılmayı kolaylaştırır:
- Bu değeri rakibimiz de rahatça söyleyebilir mi?
- Bu değer bizi bir şeyden vazgeçmeye zorluyor mu?
- Bu değer somut bir davranışa çevrilebiliyor mu?
- Bu değere ekipte gerçekten inanılıyor mu?
İçeriden çıkarmak
Marka değerleri bir toplantıda hayal edilerek değil, markanın gerçek karakterinden çıkarılarak belirlenir. Ekibin nasıl çalıştığı, hangi kararlarda zorlandığı ve neyi doğal olarak önemsediği, çoğu zaman değerlerin gerçek kaynağıdır. Olmak istenen ile olunan arasındaki dürüst bir gözlem, sağlam değerler üretir.
Yukarıdan dayatılan, gerçeğe dokunmayan değerler kâğıt üzerinde kalır. Ekip bu değerleri kendi davranışında tanımadığında, onlara inanmaz ve uygulamaz. Bu yüzden değer belirleme süreci, hayal kurmaktan çok markanın kendini dürüstçe tanıması ile ilgilidir.
Değeri yaşatmak
Belirlenmiş değerlerin en zor kısmı, onları gündelik kararlarda yaşatmaktır. Bir değer ancak somut davranışlara çevrildiğinde gerçek olur. İşe alımda, müşteri ilişkisinde, bir kampanyanın tonunda aynı değer görünmüyorsa, o değer henüz markaya yerleşmemiştir.
Bu yüzden değerleri yalnızca yazmak yetmez; her değerin pratikte ne anlama geldiğini somutlaştırmak gerekir. Hız değeri tam olarak hangi davranışı gerektirir, dürüstlük zor bir anda neyi söylemeyi zorunlu kılar? Bu somutluk, değeri sözden eyleme taşır.
Advin olarak marka değerlerini duvara asılan sözler değil, markanın her kararına yön veren ilkeler olarak ele alırız. Hiçbir değer listesi tek başına güçlü bir karakter garanti etmez; ama markaya özgü, dürüstçe çıkarılmış ve davranışta yaşayan değerler, markayı her temas noktasında tutarlı ve güvenilir kılar.



